Cemal, büyük bir heyecanla beklediği üniversite sınavını kazanarak, küçük taşra kasabasından İstanbul?a gelir. Büyük şehrin kalabalığı içindeki yalnızlığı, aylar sonra tanıştığı sistem karşıtı devrimci bir grup ile birlikte sonra erer. Grubun öncülerinden Helin ile yasadığı çatışma kimliğini keşfetmesi için de bir başlangıç olur. Cemal?in içinde başlayan yangın onu okumaya, araştırmaya ve zamanla kendi kimliğini bulmaya iter.
Benzer bir süreci yaşayan Rojda ve Orhan da zamanla değişip grubun aktif birer üyesi olurlar. Henüz on sekiz - on dokuz yaşlarında olan bu gençler, ?Devrim? fikri içlerindeki genç ve dinamik enerji ile birleşerek eyleme dönüşür.
Bu proje; Cemal, Rojda ve Orhan?ın geçirdikleri hızlı değişim sürecini ve öğrenci grubunun başından geçen olayları anlatır.
FIRTINA FİLMİNİN EKİBİYLE SOHBET
EKİPTEKİ İSİMLER :ASİYE DİNÇSOY(HELİN),ENGİN EMRE DEĞER(ÖZCAN), KADİM YAŞAR(HALİL),VOLGA SORGU(VK) AZİZ ÇAPKURT(YÖNETMEN YARDIMCISI)
SÖYLEŞİYİ HAZIRLAYAN :ENDER SALİH ÖNDER
ENDER: Öncelikle belirtmeliyimki "Fırtına" filmi çok beğeniyle karşılaşılan bir film.Bizim için önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda sizinde fikirlerinizi alabilirmiyiz?
Asiye Dinçsoy:Bu filmde insanların merak ettiği bi nokta var.İnsanlar nasıl örgütleniyor,nasıl ilişkileniyorlar,nasıl bi yapıdır.Bunu gösterirken kendi içinde de bir eleştiri yani özeleştiri var.İnsanlarda merak uyandıran unsuru burada aslında. Ayrıca "Fırtına" filmi kalıcı olabilecek nitelikte bir film. Çünkü tarihe ışık tutan bir yanı var.10 yıl geçsede insanların öğrenebileceği çok şey var.
Ender: Bu film gerçekleri yansıtabilmesi, gösterebilmesi açısından güzel bir film.Peki siz oynadığınız karakterlerde kendinizden birşeyler görebildinizmi?
Kadim Yaşar: Açıkçası Halil karakterini oynayabileceğimi hayal etmemiştim.Ama filmin oluşma sırasında beni cezbeden filmi yapmak niyetleri filme çok değer vermeleri ve bu konudaki tavırları olmuştu.Halil zor bir karakter lider yani adam.Bana Halil ol dediklerinde çok şaşırmıştım.Baktığımda o politik bir karakter bense apolitik bir adamım hayatı insan olma noktasında değerlendiriyorum. Aktif politika yapmıyorum.Ama insanla ilgili insanı irdeleyen bir yapıyla olan herşeyi insanı düştüğü çujurdan çıkarmaya çalışan ve bunda samimi olan bir yanımla karşılaştım.
Engin Emre Değer: Gerçektende bu filme çok değer verildi. Yönetmenimiz oyuncu seçimlerinde çok fazla yoruldu.600 kişinin arasından seçildi oyuncular her bir karakter için. Biz ortalama 10-15 kişi arasından seçildik ve biz bayaa çalıştık. Çalışmalarımız gece birlere kadar uzardı.
Asiye Dinçsoy:Bence her insan karakterinde kendinden birşeyler buluyor kendimizden yola çıkıyoruz ama bunada eklenmesi gereken şeyler oluyor ete kemiğe büründürürken. bunu da nasıl yapar? Mesela ben Helin'le ilgili ilk önce kaşlarımı uzatmaya başladım:)Şekilsel yön bir yana zaten bizim kamera arkasında çalışanların çoğu 90'lı yıllara uzak kalmayan insanlarımızdı. Onlarla konuştuk,arşiv aramalarına baktık bunlar bize bayaa yardımcı oldu.Özelliklede yönetmenimizin çok yardımı oldu.
Volga Sorgu: Bende Asiye'ye katılıyorum. Bi kere karakterin açılımında anarşist tavrı olduğundan bahsediliyordu.Hani bu durumda benim kendi kimliğimde bulundurduğum tutum anarşizan bir tutum var.Karakterle empati kurmamda etkiliydi.Benim için güzel ve avantajlıydı çünkü yabancısı olmadığım bir karakterdi.
E.Emre Değer: Ben çekimlere başlandığı sırada üniversite öğrencisiydim zaten o yüzden üniversite öğrencilerinin kendi içerisindeki ilişkileri biliyordum.O bağlamda arkadaş çevrem vardı ve onların içerisindeki örgüt yapısını,kullandıkları argümanları,nasıl bir ilişki şekilleri olduğunu bunlara dikkat ediyordum.Benim yaşadığım zorluk 2 karakter olmasıydı bende.Yani ilk başta uykucu bir rol oynuyordum daha sonra tam tersi bir rol oynamaya başladım.Birinde adımlarda yavaşlık diğerinde sıklık bir hız var adımlarda. Bu keskin ayrımı vermek çaba isyen bir işti benim için.
Ender: türkiyenin yakıcı bir sorununu ele alıyorsunuz.Bu ülkede dilini ,kültürünü rahatça ifade edemeyen bir halk var bir kürt sorunu var. Bu gerçeklikleri gösterirken tüylerinizin ürperdiği oluyormu?
Asiye Dinçsoy: oluyor tabiki özellikle Orhan'ın vurulma sahnesi ve babayla, Cemalin karşılaştığı an beni çok etkiliyor.
E.Emre Değer: Etkileniyorsun. Ben bir sahnede kendimi çok kaptırmıştım ağlamıştım ve kafamı yatakhanedeki yatağın demirine vurmuştum ve ikinci bir tektar almıştık o sahne için.
Ender: Filmi çekerken teknik zorluk yaşadınız mı?
Asiye Dinçsoy: Dışarda çekilen sahneler zordu bizim için çok kalabalık ve insanlar kameranın başına üşüşüyor. 90'lı yılları çektiğimiz için cep telefonu olan ya da giyimi farklı olan kameranın önünden geçmemeliydi buna dikkat ediyorduk.
E.Emre Değer:Film kaliteli olsun diye 35 mm'lik çektik filmi.Fakat pahalı birşey olduğundan tekrar yapma şansımız azalıyordu.Ama bunun yanında güzel şeylerde oluyordu.Filmde yaptığımız bazı şeyleri kamera arkasındada yapıyorduk bağlama çalıyorduk,türkü söylüyorduk,halay çekiyorduk.
Asiye Dinçsoy: "Fırtına" bir film olmasından çok öte birşey gerçekten bir örgütlü birliktelik gibi düşünülen birşey,gerçekten hoş.
Ender: Biz buna bezer böyle filmlerin devam etmesini isteriz.
Aziz Çapkurt:Yeni projelerimiz olacak, düşünüyoruz.Fakat bizim film gösterme sorunumuz var Türkiye koşullarında çok yayınlanamıyor çoğu illerde gösterilmiyor.
Kadim Yaşar: Bir başka nokta ise sanat veya sinemada yardımcı etken malesef para yani ekonomi.Para desteğin olmadan üretim olmuyor. Türkiyede yeni yeni birşeyler oluyor sanat anlamında.Bana göre üretim daha iyi olmalı, yönetmenler, aktörler vb insanlar bencillik yapmamalı. Türkiyenin Kazım Öz(yönetmen) gibi gerçekleri gösterebilen yönetmenlere ihtiyacı var.
Volga Sorgu: Gerçekten ekonomi çok önemli.Hani Kazım abi burda bir film çekerken Aziz(Çapkurt) de başka bir film çekebilmeli ama böyle birşey yok malesef.
Kadim Yaşar: Bir diğer önemli nokta ise üretici olmak işinde . Yani bir filmi sadece eleştirmek değil ona alternatif birşeyler koymaktır aslında bu sayede hem üretici hem öğretici olursun.Pratik teori ile özdeşleşmeli.Pratik taşıyabiliyorsa omuzların omuzların teori her zaman vardır.
Asiye Dinçsoy: düşününki paneller, toplantılar, mitingler yapıyorsun bu filmin konusu yani özünü insanlara anlatıyorsun fakat burda etkili olabilmenin koşulu üretmekten ve çok çalışmaktan geçiyor
Çok teşekkür ederiz....
Â



