9 Mart Çarşamba günü Bursa Nilüfer ilçesine bağlı öğrencilerin yoğun bulunduğu görükle semtinde Dev-Genç artan kadın cinayetlerine ve özellikle son dönemde bu yerleşim yerinde hızla artan yozlaşmaya karşı yürüyüş gerçekleştirdi.
Görükle yerleşkesinde eğitim anıtı önünde toplanılmasının ardından yaklaşık 450 kişinin katıldığı yürüyüş, Sema Karakoca’nın kaldığı Özlem apart önünde basın metni okunmasıyla sona erdi. Eylemde sık sık ‘kadın yaşam, özgürlük’’devlet uyuma semalara sahip çık’ ‘erkek vuruyor ,devlet onu koruyor.’ ‘sema burada, devlet nerede?’ ‘tecavüze indirim değil ağır ceza’ sloganları atıldı... Basının yürüyüşe ilgisi büyüktü.
DEV-GENÇ adına basın açıklamasını NEŞE URLU okudu. Basın metininde Nilüfer ilçesinde çöp konteynırından çıkan bacaklar, Gürsu’da öldürülen hamile kadın, en son da arkadaşımız Sema Karakocanın erkek egemen zihniyetin şimdilik son kurbanları olduğu ancak örgütsüz bir mücadele durumunda ne bu cinayetlerin ne de artan popüler kültürün önüne geçilemeyeceğinin altı çizildi.
Ayrıca sadece Bu yıl 358 dının öldürüldüğü, ocak ayında erkeklerin; 17 kadını, bir kız çocuğunu ve iki bebeği öldürdüğü 34 kadın ve yedi çocuğun tacize, 4 kadın 15 çocuğun da tecavüze maruz kaldığı belirtildi.
Aslında tüm bu yaşanılanların devletin erkek egemen anlayışının tacizin tecavüzün yolunu açtığı gibi kadınların eş, sevgili veya herhangi bir erkek tarafından çok basit sebeplerle bile şiddet görmesini ya da işkence edilerek öldürülmesini görmezden gelip meşrulaştırılmasının sebep olduğu anlatıldı.
Neşe Urlu basın metinine şu şekilde devam etti: Sema’nın vahşice öldürüldüğünün duyulmasından sonra üniversitemizde öğrenim gören ve görükle’de yaşayan genç kadınların ve ailelerinin kaygı ve korkuları artmış durumda. Fakat bu korku ve kaygıları artıran en büyük faktör böyle bir olayın burada yaşanmış olmasından öte kadınları denetim altında tutmak isteyen güvenlik güçlerinin ve yurt müdürlerinin kendilerince önlem almak için kullandıkları yöntemleri ve söylemleridir. Olayın duyulduğu günden bu yana kadınlara hava karardıktan sonra dışarı çıkmamaları tembihlenerek, belli bir saatten önce yurda gelmeyen kadınları ailelerine haber vermekle tehdit ederek kadınlar üzerinde baskı artırılmaya çalışılmaktadır. Zaten sokağa belli saatlerden sonra çıkmaktan çekinen kadınların bu uygulamalardan sonra tedirginlikleri ve kaygıları artmaktadır. Emniyet ve yurt yönetimleri el ele vererek kadınları yurtlarına, evlerine kapatarak bu tarz olayların önüne geçebileceğini sanmaktadır ve bu olayı adeta kadınlar üzerindeki baskıyı artırmak için değerlendirmektedirler. Kendileri de çok iyi bilmektedir ki kadına yönelik tacizi, tecavüzü, kadın cinayetlerini önlemenin yolu kadınları evlerine yurtlarına kapatmaktan değil erkek egemen düzeni değiştirmekten geçmektedir. Kadın cinayetlerini önlemeye yönelik gerçekçi adımlar atılmadıkça, doğru politikalar geliştirilmedikçe ve failler hak ettiği cezaları almaya başlamadıkça kadına yönelik suçları önlemek mümkün değildir. Sorun bizlerin saat kaçta nerde kiminle olduğumuz değil erkek egemen sisteminizdir.
Semanın katlinden sonra üniversite ve yerleşimde çalışmalar yapan DEV-GENÇ'lilere üniversitedeki öğretim üyeleri de destek verdi.Çalışmalar sırasında yerleşim yerindeki arkadaşlarla sık sık bir araya gelip fikir alışverişinde bulunan ve buradaki arkadşlarla koordineli bir şekilde çalışma yürüten arkadaşlarımız bu eylemlilik sürecinin katilin bulunmasına kadar devam edeceğinin belirtti.
Â
Fotoğraf Albümü için Tıklayınız



