• AnaSayfa
  • DEV-GENÇ
  • HABERLER
  • KADIN
  • AÇIKLAMALAR
  • SEKTÖREL
  • HAFIZA
  • MATERYALLER
  • GALERİ
  • İletişim

Mon05212012

Font Size

KPanel
Back KADIN KADIN Açıklamalarımız

Açıklamalarımız

Sorun Ne Testesteron Ne De Dekolte, Sorun Erkek Egemen Sisteminiz!

  • PDF

Torba Yasayı alelacele Meclis’ten geçiren AKP Hükümetinin şimdi de kadınlara bir sürprizi var. Kadın milletvekilleri başta olmak üzere genel kurula “cinsel suçlara yönelik cezaları artıran“ bir yasa teklifinde bulundular. Sözde taciz ve tecavüz suçlarına yönelik “kökten” çözüm üretmişler. Fakat yapılan teklife bakıldığında, bu konunun öneminin yeterince kavrandığını ve sorunu çözebilecek bir düzenlemenin hedeflendiğini söylemek bir yana daha önce mahkemeye karşı kullanılan önemli argümanları da ortadan kaldırarak kadının daha fazla travma yaşamasına neden oluyor.
Kadına yönelik suçların sebebi olan erkek egemen zihniyetin, bu yasa teklifinde de kendini yeniden ürettiği çok açık bir şekilde ortada. Çünkü tecavüzün testosteron tedavisi ile engelleneceğini düşünmek; bunun “dürtü denetim bozukluğu” olarak kabul edilip bir hastalık olarak algılanmasına ve tecavüzcülerin toplumda hastalanmış “mağdurlar” olarak görülmesine neden olacak. Bu teklifi hazırlayan zihniyetin arkasında kadını değil erkekleri ve erkek egemen düzeni korumak olduğunu anlamamız için kahin olmamıza gerek yok. Kadına yönelik saldırıların sebebi olan, sistemi sorgulayan ve bunun değişimine yönelik önlem, önerme içermekten çok uzak olan bu teklif ile erkek egemen düzen aynı zamanda kamufle edilmektedir. Kısacası sorun bireyselleştirilmektedir. Ayrıca cinsel suçları “hastalık” olarak nitelendiren bu anlayışın ortaya koyduğu yasaya göre tedaviye ihtiyaç olup olmadığının kararı da hekimlere değil hâkimlere bırakılmaktadır. Çünkü yasa çocuk istismarında ceza alan seri tecavüzcülerin testosteron tedavine razı gelerek salıverilmesine de olanak tanıyor.

Kadına yönelik saldırıların sebebi olan, sistemi sorgulayan ve bunun değişimine yönelik önlem, önerme içermekten çok uzak olan bu teklif ile erkek egemen düzen aynı zamanda kamufle edilmektedir. Kısacası sorun bireyselleştirilmektedir. Ayrıca cinsel suçları “hastalık” olarak nitelendiren bu anlayışın ortaya koyduğu yasaya göre tedaviye ihtiyaç olup olmadığının kararı da hekimlere değil hâkimlere bırakılmaktadır. Çünkü yasa çocuk istismarında ceza alan seri tecavüzcülerin testosteron tedavisine razı gelerek salıverilmesine de olanak tanımaktadır.
Oysa biz kadınlar biliyoruz ki, taciz ve tecavüz tehdidi, erkek egemen sistemin kadının bedenini ve varlığını denetleme, kadını ehlileştirme araçlarından biri olarak yani bir şiddet olarak kullanılmıştır/kullanılmaktadır. Bu yüzden buradan bir kez daha haykırıyoruz:
SORUN TESTOSTERON DEĞİL SORUN SİZİN ERKEK EGEMEN DÜZENİNİZDİR!
Sorunun çözümü olarak hadımı önümüze koyan zihniyetin bir başka temsilcisi de geçtiğimiz günlerde sorunun özüne dair müthiş tespitlerde bulundu. Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Çeker, dekolte giyen kadının çeşitli saldırılarla karşılaşmasının normal olduğunu, erkekleri tahrik ettiği için kadının şikayetçi olmaması gerektiğini söylüyor ve bu sözleri yetmezmiş gibi hangi kıyafetlerin giyilmesine karar verecek bir komisyonun kurulmasını öneriyor. Yani dekolte giyerek kadının erkeği tahrih ettiğini, erkeğin saldırısına sebep olduğu için kadının suçlu olduğunu ve kadın bedeni üzerinde kurulan tahakkümün devlet eliyle güvence altına alınmasını öneriyor.
Tabi bu arada Kadından Sorumlu Devlet Bakanımız Aliye Kavaf da sevgili profesörüne bir biçimiyle hak veriyor ve “tacizin tek nedeni olarak kılık kıyafeti göstermek ya da onun arkasına saklanmak doğru değildir.” diyerek “dekolte tacizin nedenidir ama tek nedeni değildir” diyor. Zaten ne zaman kadınlardan yana oldu ki!  Kadınlar dekolte giyiyor, erkeklerin hormon seviyesi yükseliyor ve ortaya suç fiili çıkıyor. Bizler de bu tespit karşısında “Kadına yönelik suçların engellenmesi meğer ne kadar da basitmiş” demekten kendimizi alamıyoruz.
Kadınların uğradığı şiddetin baş sorumlusu olarak kadınların görülmesi çok da yabancı olmadığımız bir anlayış. Daha bir ay önce Yurt-Kur Genel Müdürünün “saat 9’dan sonra kız çocuğunun dışarıda ne işi olabilir?” sorusu da, aynı zihniyetin ürünü değil midir? Bu saldırı mekanizmasının doğal sonucu “kocandan niye ayrıldın, o zaman öldürülmeyi hak ettin” ya da “nasıl sevgilinin ya da kocanın istediklerini yerine getirmezsin o zaman sokak ortasında bıçaklanmayı ve dövülmeyi hak ettin”e dönüşür. Yani yaşam hakkımızın her gün elimizden alınması, bedenimize yapılan beden bütünlüğümüzü parçalayan saldırılar meşru ama bizim kendi isteğimizle ve kendi özgür irademizle yaptığımız her şey gayri meşru ilan edilir. Ama biz kadınlar bu ahlak anlayışına karşı, susmadık, susmayacağız.

Buradan Orhan Çeker’e ve onun zihniyetindeki AKP milletvekillerine sesleniyoruz. Kadınların tacize ve tecavüze uğramasına sebep olan ne hormonlardır ne de kadının giydiği kıyafetlerdir. Sebep, erkek egemen zihniyetinizin ürettiği bu politikalarınız ve açıklamalarınızın suçu meşrulaştırmasıdır. Erkeği hasta kabul ederek sorunu bireyselleştirdiğiniz sürece ve kadını suçlu ilan ederek, şiddeti hak eden olarak gördüğünüz sürece kadına yönelik suçlar her gün artacak, her gün kadınlar tacize tecavüze uğramaya ve öldürülmeye devam edileceklerdir.
SORUN DEKOLTE DEĞİL, SORUN ERKEK EGEMEN DÜZENİNİZDİR.
Sizlere soruyoruz, “testosteron tedavisi” ile polisin copunu, tecavüzcünün yumruğunu, sevgilinin silahını, kocanın şiddetini de engelleyebilecek misiniz? Cezaevindeki kadına copla tecavüz ederek işkence yapan polis, boşandığı karısını öldüren, ayrılmak isteyen karısını bıçaklayan adam, hamile öğrencinin karnına tekmeyi basan polis…  Bu kadınların hepsi “tahrik gücü yüksek kıyafet” mi giymişti yoksa şiddeti uygulayan erkeklerin “hormonlar”ı mı yüksekti?   
Suçun sebebini ve kaynağını ortaya doğru koymadığınız sürece bu suçu önlemeye yönelik doğru çözümler de üretemezsiniz. Kadınlara ve çocuklara yönelik suçlarda müracaatı kolaylaştıracak, mağdurlara güvenceler sağlayacak, destekleyecek ve koruyacak kurumlar ve olanakları sağlamaya yönelik yasal düzenlemeler yapılmadığı sürece istediğiniz testosteron tedavisini uygulayın taciz ve tecavüzleri engelleyemezsiniz.
Cinsel suçların sorumlusu saydığınız “testosteron” muhtemeldir ki sizlerde de oldukça fazla. Çünkü sizin iktidarı istemenizin sebebi de iktidarınızı büyüten de erkeklikle bağlantı olan erkliktir. Şiddeti her gün ve her gün meşrulaştıran da erkekliğinizdir. İşte bu yüzden sorun ne testestoron ne de dekolte, sorun sizin erkek egemen sisteminiz. Siz önce erkek egemen sisteminizi hadım edin. İnsanlar için ortaya koyduğunuz pek çok olumsuzluk aslında sizin iktidar tutkunuzdan kaynaklanmaktadır. Erkek egemen sistemin sonuçlarından olan taciz ve tecavüzlerden rahatsız iseniz iktidarınızdan da rahatsız olun ve “testosteron tedavisine” ilk önce kendinizden başlayın. Yani önce iktidarınızı hadım edin. Çünkü biz kadınlar, erkek egemen politikalarınızın ve politikacılarınızın iktidarını kesmek için mücadele etmeye devam edeceğiz.


SUSMADIK SUSMAYACAĞIZ, KURTULUŞA KADAR SAVAŞACAĞIZ

SDP’Lİ KADINLAR