• AnaSayfa
  • DEV-GENÇ
  • HABERLER
  • KADIN
  • AÇIKLAMALAR
  • SEKTÖREL
  • HAFIZA
  • MATERYALLER
  • GALERİ
  • İletişim

Mon05212012

Font Size

KPanel
Back SEKTÖREL SEKTÖREL Sağlık Birimi Sokaktaki İşkence:Kimyasal Gazlar!

Sokaktaki İşkence:Kimyasal Gazlar!

  • PDF

İşçisiyle, memuruyla, öğrencisiyle, kadınıyla tüm kesimin yakından tanıdığı, polisin en ufak bir topluluğu
bile dağıtmak için kullandığı gözyaşartıcı gazlar, son dönemde özellikle öğrenci hareketinin olgunlaştığı bir
dönemde sıkça dillendirilen bir konu oldu. Aslında bir şekliyle masumane gösterilmeye çalışılan bu gazlar
sağlık bakanı Recep Akdağ’ ın ‘Biber gazı, etken maddesinin doğal olması ve insan vücudunda hafif etkilere
yol açması nedeniyle, uluslararası alanda kargaşa kontrol ajanı olarak kullanılmakta ve diğer maddelere nazaran
tercih edilmektedir’ demesiyle bu gazların masumiyetinin sebebini de açıkça belli ediyor. Yani özgür üniversite
talebiyle, anadilde eğitim talebiyle, darbe ürünü YÖK’ün kaldırılması talebi gibi en demokratik haklarımızı
bile kullanmaya çalışırken bir anda üzerimize püskürtülen ve çoğumuzun astım krizine sebep veren, solunum
bozukluğuna sebep olan, kalp aritmilerine neden olan bu gaz bizim sandığımız kadar tehlikeli bir kimyasal
değilmiş(!).

Ancak gelin görün ki bu kimyasalların sağlığa etkileri üzerine yapılan araştırmalar aynı şeyi söylemiyor:

1. Bu maddelerin akut etkileri arasında gözlerde ağrı, yanma hissi, aşırı göz yaşarması, gözkapaklarının
kapanması, görme problemleri, deride kızarıklık, dermatit, egzema, baş ağrısı, baş dönmesi, kusma, pulmoner
ödem, akut solunum yetmezliği, hipotansiyon, göğüs ağrısı sayılıyor.

2. Eğer maruz kalan kişilerin astım, kronik akciğer hastalığı, hipertansiyon veya kardiyovasküler hastalığı varsa
bu semptomlar çok daha belirgin görülüyor, hatta ölüme neden oluyor. Anevrizması bulunan 30'lu yaşlardaki
insanların özellikle risk altında olduğu belirtiliyor.

3. Bu maddelerin, uzun dönemde kansere ve doğum defektlerine yol açabilecek kromozomal bozukluklara neden
olabileceği ifade ediliyor.

Bu ve buna benzer “etkisizleştirmek” adı altında kullanılan fakat bireye biyolojik işkence etkisi gösteren gazlar
ne gerekçe ile olursa olsun kesinlikle kullanılmamalıdır. Bunu söylerken TEKEL fabrikasının satışına karşı
olanlara, demokratik üniversite mücadelesi verenlere karşı, YÖK’ün sadece logo ve isim değişmesi gibi şekilsel
değişikliklerle kısıtlı tartışmalarında söz almak, kendi okuduğu üniversiteye ilişkin söz söylemek isteyen
öğrencilere karşı ya da bir bebeği katletmeden önce annesini etkisiz hale getirmek için bu gazların kullanılması
ise durumun vehametini daha iyi anlatmaktadır.

AKP hükümetinin 8 yıllık icraatları boyunca toplumu memnun edememesinin cezası, kendine ‘toplumsal
muhalefet’te artış olarak dönerken, yine AKP hükümeti bu dönemde koltuğunun sarsılmasından korkuyor olacak
ki tam da yukarıda saydığımız kesime karşı şiddetini arttırmakta, biber gazını ve copu bolca kullanarak bu
kesimleri ‘etkisiz’ hale getirmeye çalışmaktadır.

Bu durumda sağlık sektöründe çalışan ve yarının sağlıkçıları olacak biz öğrencilere düşen görev öncelikle bu
gazları bizim cebimizden çıkardığı parayla alıp bizim üzerimizde kullanan zihniyeti teşhir etmektir. Bizler
DEV-GENÇ SAĞLIK KOMİTESİ olarak, kolluk kuvvetlerinin bu gazı kullandığı her meydanda olacağız. İyi bir
hekim veya hemşire olmanın tek yolunun hastayı iyileştirmek olmadığının farkındalığıyla, temel insanı haklarını
savunmak için sokakta bulunan mücadele arkadaşlarımızla omuz omuza yürümenin gerekliliğini vurguluyoruz.

Buna karşı taleplerimiz;

* Kimyasal gazların her ne sebeple olursa olsun kullanımının yasaklanması,

* AR-GE enstitülerinin sözde bilim adına yaptıkları ‘biber gazı’yla ilgili çalışmalara son verilip, bu alana ayrılan
bütçe üniversitelerde gerçek anlamda bilimsel çalışmalara ayrılması,

* Şimdiye kadar herhangi bir şekilde birinin zarar görmesine neden olan kullanımlardan sorumlu kişilerin derhal
yargılanmasıdır.

DEV-GENÇ SAĞLIK BİRİMİ